Türkiye’de ekonomik memnuniyetsizlik, artan kararsız seçmen oranı ve siyasete güvensizlik öne çıkıyor. AK Parti ve CHP başa baş görünürken seçmenin yaklaşık üçte biri kararsız ya da protesto eğiliminde. Ekonomi yönetimine yönelik olumsuz algı iktidar tabanına da yayılmış durumda. Buna rağmen Erdoğan hâlâ seçim kazanabilecek lider olarak görülüyor. Dış politikada ise İran savaşı sonrası hükümetin tutumuna geniş toplumsal destek bulunuyor....
CHP ile AK Parti arasındaki başa baş yarış sürerken ekonomik memnuniyetsizlik ve “adaletsizlik” algısı seçmenin temel gündemi olmaya devam ediyor. Dış politikada ise İran savaşı ve NATO tartışmaları güvenlik kaygılarını artırırken toplumun büyük çoğunluğu tarafsızlık ve ekonomik istikrar talep ediyor. Erdoğan kriz ve dış politika yönetiminde göreli üstünlüğünü korurken, muhalefet özellikle ekonomi ve hukuk alanında destek topluyor. Toplumda kutuplaşma, laiklik, yargı ve kimlik tartışmaları ise güçlü biçimde devam ediyor....
Türkiye, eşzamanlı kriz ve gündemlerin iç içe geçtiği bir dönemde. Bu sayıda cumhurbaşkanlığı senaryolarını, olası ikinci tur eşleşmelerini ve kritik seçmen kümelerinin davranışını analiz ediyoruz. Medya tüketimi, siyasal algı ve kutuplaşma dinamiklerini inceliyor; liderlik, barış süreci ve “umut hakkı” başlıklarını değerlendiriyoruz. Ayrıca özgürlük algısı, komplo eğilimleri ve 8 Mart özelinde kadınların toplumsal konumuna dair bulguları ele alıyoruz....
İklim Riskinden Davranış Değişimine: Türkiye’de Toplumsal Çevre Algısı Ocak 2026 tarihli özel bölümümüzde, iklim krizinin Türkiye kamuoyunda nasıl algılandığını, hangi tehditlerin önceliklendirildiğini ve çözüm beklentilerinin kimden beklendiğini derinlemesine inceledik. Raporu aşağıdan indirebilirsiniz....
2026 yılıyla genel seçimlere biraz daha yaklaşmış bulunuyoruz. Erken seçim ihtimali oldukça düşük olmakla birlikte seçimlerin Mayıs 2028’e kalması da zor. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için de bir erken seçim gerekiyor. Dolayısıyla, 2026 siyasetin biraz daha hareketleneceği, seçim stratejilerinin belirleneceği, ittifakların yavaş yavaş şekilleneceği bir yıl olacak. Biz de siyasetin nabzını tutmaya devam edeceğiz… ...
Bu özel çalışmada; ülke gündeminin yarattığı yorgunluğu, gelecek kaygısını, psikolojik destek ihtiyacını ve kurumlara/yakın çevreye duyulan güveni tek bir endeks setiyle ölçtük. Gençlerden emeklilere, farklı gelir ve seçmen gruplarının tükenmişlik düzeylerini, güven profillerini ve 2026’ya dair beklentilerini karşılaştırmalı olarak analiz ettik. Toplumun duygu iklimini, risk ve fırsat alanlarını görmek isteyen şirketler, finans kurumları, STK’lar ve karar vericiler için referans niteliğinde bir bölüm....
2025 biterken bu yılsonu sayımızda siyasetin, ekonominin ve toplumun genel bir fotografını çekiyor, gelecege iliskin öngörülerde bulunma kapasitenizi artıracak bir dizi önemli, ayrıntılı veri sunuyoruz. Öncelikle siyasi partilerin ve liderlerin durumunu inceledigimiz dosyalarımızla siyasi partilerin oy oranlarını, parti liderlerinin görev onaylarını ve begeni düzeylerini dikkatinize sunuyoruz. Yılın sonu demek, seçim yılına biraz daha yaklasmak demek. ...
Bu ay Türkiye’nin Nabzı’nda yalnızca siyasetteki gelismeleri degil toplumun gündelik hayatta kendilerine nasıl mutluluk alanları yarattıgını gösteren küçük tercihlerini de anlamaya odaklanıyoruz. Siyaset cephesinde ise gündem yeni barıs süreci ve bunun toplumsal karsılıgı.Buna ek olarak, Imamoglu hakkındaki iddianame açıklandı. Peki, seçmen bu suçlamalara ne diyor? Ayrıca, bu sayımızda KHK’lıların kamudaki görevlerine dönüsleri ile Aralık ayında yeniden belirlenecek olan asgari ücret ve en düsük emekli maaslarına iliskin beklentiler ölçülüyor....
“Küçük Mutluluklar” raporumuzda, ekonomik baskı dönemlerinde artan *“lipstick effect”*i inceledik; yani büyük harcamalar kısılırken insanların küçük ama kendini iyi hissettiren ürün ve deneyimlere yönelişini analiz ettik. Raporda, bu eğilimin farklı sosyo-ekonomik gruplarda nasıl şekillendiğini verilerle ortaya koyuyoruz....
Türkiye’de Seçmen Yapısı: Beş İdeolojik Küme ve Siyasal Yansımaları başlıklı bu çalışma, seçmenleri yalnızca klasik sağ–sol ekseniyle değil, muhafazakârlık, yönetim biçimi tercihi ve kültürel özgürlükler gibi üç temel değer ekseni üzerinden analiz ediyor. Çok aşamalı kümeleme yaklaşımıyla, seçmenler beş ana ideolojik kümeye ayrılarak Türkiye’deki siyasal ayrışmanın derinliği ve niteliği ortaya konuluyor. ...