Sayın Abonemiz,
Türkiye, aynı anda birkaç büyük gündemi yaşayan bir ülkeden, gündemlerin birbirini hızla tetiklediği bir “eşzamanlılık” dönemine girmiş durumda. Çözüm sürecine ilişkin çağrılar ve temaslar sürerken CHP kurultay davası yeniden siyasal tartışmanın merkezine yerleşiyor; kabine değişikliği ise iktidar partisinin yeni bir dönem tasarımına dair işaretler olarak okunuyor. Tüm bu başlıkların dönüp dolaşıp bağlandığı yer ise yaklaşmakta olan cumhurbaşkanlığı seçimi: siyasal aktörlerin hamleleri kadar, toplumun gündemi nasıl takip ettiği, neye inanıp neye mesafe aldığı da oy davranışını belirleyen kritik bir zemine dönüşüyor.
Bu sayıda, uzun bir aradan sonra (Ağustos 2025) yeniden kapsamlı bir cumhurbaşkanlığı senaryoları dosyası hazırladık. Çok adaylı birinci turda olası dengeleri ve ikinci turda muhtemel eşleşmelerin oy potansiyellerini karşılaştırıyoruz. Birinci turda kimler öne çıkıyor? Muhalefet tabanında aday tercihi hangi isimlerde yoğunlaşıyor? Seçime yaklaştıkça iktidar bloku mu, muhalefet bloku mu daha avantajlı görünüyor? DEM Parti seçmeni gibi kritik kümelerin ikinci tur davranışı nasıl şekilleniyor? Önümüzdeki dönemi belirleyecek bu soruların güncel yanıtlarını bu sayıda bulacaksınız.
Bu ayın bir diğer ağırlık merkezi, medya dosyamız. Çünkü artık siyaset yalnızca “ne olduğuyla” değil, “nasıl dolaşıma girdiğiyle” belirleniyor. Gündelik hayatın ritmi de siyasal tartışmanın dili de giderek daha fazla medya üzerinden kuruluyor: ekran süresinin gün içine yayılışı, TV ile dijitalin iç içe geçmesi, haberin bir mecrada başlayıp başka bir mecrada “tamamlanması” ve sosyal medyada güven/ikna dinamikleri… Bu dosyada medya tüketimini yalnızca platform kullanım oranlarıyla değil; farklı medya rutinleri ve izleyici profilleri üzerinden okuyor, aynı zamanda medyanın siyasal algı, kutuplaşma ve “zihinsel yorgunluk” üzerindeki izlerini takip ediyoruz.
Elbette liderlik ve siyasal sistem tartışmalarını da ihmal etmiyoruz. Parti liderliği senaryolarına toplum nasıl yaklaşıyor? Barış süreci, “umut hakkı” ve “Terörsüz Türkiye” başlıkları toplumsal destek üretebiliyor mu? Öcalan’a umut hakkı tanınması tartışılırken seçmenin sınırları ve itiraz gerekçeleri nerede başlıyor?
Bunların yanında, toplumun özgürlük hissi ve komplo teorilerine eğilim başlıklarını da ölçüyoruz. Yargısal süreçlerin ve siyasal gerilimin, özellikle muhalif kesimlerde özgürlük algısını nasıl etkilediğini; son yıllarda bu algıda anlamlı bir yön değişimi olup olmadığını izliyoruz. Küresel ölçekte yankı uyandıran Epstein dosyalarının yarattığı iklim ise “komplo anlatıları”nı yeniden görünür kıldı. Bu sayımızda Türkiye’de benzer bir eğilimin güçlenip güçlenmediğini, yıllar içinde komplo teorilerine inancın nasıl değiştiğini de karşılaştırmalı biçimde ele alıyoruz.
Son olarak, 8 Mart vesilesiyle hazırladığımız özel dosyada, kadınların toplumsal konumuna dair algıları; engelleri ve çözüm beklentilerini ölçüyor, yalnızca tespit değil, kamu politikası ve toplumsal iklim açısından anlamını da tartışıyoruz.
Türkiye’nin Nabzı raporlarının tamamına erişmek ve abonelik hakkında bilgi almak için info@metropoll.com.tr adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.